CEYHUN BOZKURT

BARIŞ GÖNÜLLÜLERİNDEN AHBAP SÖĞÜŞLEME GÖNÜLLÜLERİNE

25 Temmuz 2026 Cumartesi, 16:22

Haluk Levent olayındaki (deyim yerindeyse) lağım patlayınca Levent'i satan satana... Meğer ona karşılarmış ve bunu çevrelerine söylemişler. Ama vatandaşa söylemekten imtina etmişler. Garip... O kadar övgüyü aleni yapanlar, farkettiklerini iddia ettikleri şeyleri gizlice kendi aralarında konuşmuşlar. Kendileri yardım yapmamış ama vatandaşın parası gitsin, sorun değil. Onlar için vatandaş önemli olsaydı zaten yaptıklarının bazılarını yapmaktan çekinirlerdi.

Muhalif duruşu her zaman takdir ederim. Çünkü katkı sunar. Somut bilgiler üzerinden sorunların, sıkıntıların, endişelerin dile getirilmesi kadar önemli şey azdır. Buna zaten muhalefet değil hakikati söylemek demek daha doğrudur. Hakikat sayesinde sorunlar tespit edilir, görülür ve ona göre çözüm üretilmeye teşvik edilir. Hangi iktidar olursa olsun, hakikati ıskalarsa vatandaş o hakikatteki sorunu çözecek alternatiflere yönelir. Ama Türkiye'de maalesef hakikat üzerine değil doğru yapılanların bile saldırıya uğradığı bir muhalefet iklimi söz konusu.

AHBAP lağımı patlayınca yapmaya çalıştıkları şey de güya bu olayın sorumlusunun AK Parti olduğunu yaymaya çalışmak. Utanma olur diyeceğim de neredeee...

Ama bu yöntemi ilk defa yapmıyorlar. Fetullahçı teröristler eliyle 15 Temmuz 2016'da Türkiye işgal edilmek istenir, her şey afişe olur ama bu kesim çıkar "darbe değil karşı darbe" der, "kontrollü darbe" der, "tiyatro" der. Amaçları Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşıtlıktır ama öyle bir hale gelmişlerdir ki, Türkiye'ye, Türk milletine ait her şeye karşıtlığa dönüşmüştür.

Bir önceki yazımda sistemin nasıl işlediğini özetle anlatmıştım. Mesele sadece bir dolandırıcılık meselesi değildir. Mesele bir dolandırıcı üzerinden Türkiye'de devlete olan güveni sarsmaktır ve bu eylem organize bir şekilde yürütülür. Çünkü "iktidarda biz yoksak batsın bu devlet, vatan" mantığıyla hareket ederler. Oysa bizlerin derdi hükümette kim olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, büyük Atatürk'ün söylediği gibi ilelebet payidar kılmaktır. Ama onlar için böyle bir hedef yoktur. Kendileri dolandırma faaliyetini bilirler, kendilerini geri çekerler ama vatandaşa söylemezler. "Vatandaş dolandırılsın; belki böylece iktidara tepki gösterir" anlayışıyla hareket ederler.

Emperyalist sistemin çaptan düştüğünü gösteren önemli bir veridir AHBAP ile ortaya çıkan organizasyon. Geçmişte Barış Gönüllüleri gibi komplike bir yapılanmayı kullanan sistem, şimdi AHBAP'a kadar düşmüştür. Benzer suçlamalarla cezaevine düşmüş birinin söğüşleme eylemlerini kendi çıkarı için kullanırlar. Dolandırıcı milleti söğüşler, kendileri de "devlete olan inancı" sarsma propagandası yürütür. Perde arkasında organize kötülüğü yöneten bir yapı vardır.

Dünyanın en büyük istihbarat örgütü CIA ile en becerikli örgütlerinden MOSSAD ve siyonist yapının/odakların ortaklaşa senelerce ilmek ilmek ördüğü desteklediği bir yapıdan bahsediyoruz.

Bu örgütün 2015 yılından geriye en az 40 yıl geçmişi var. Toplum olarak boşluğumuzu hassasiyetimizi bulmuşlar. Kimler buldu, hatırlayalım.

Doç. Dr. Murat Soysal'ın "BARIŞ GÖNÜLLÜLERİ VE TÜRKİYE'DEKİ

FAALİYETLERİ" makalesinde aktardığı üzere, Türkiye ile ABD arasında 27 Ağustos 1962 tarihinde imzalanan Barış Gönüllüleri İkili Anlaşması'ndan sonra gönüllüler, Türkiye'ye gelmeye başlamıştır. Türkiye'ye gelmesi planlanan 47 gönüllünün, 3 aylık hazırlık eğitimlerine 25 Haziran 1962 tarihinde başlanmış ve hizmete başlama tarihi 5 Eylül 1962 olarak belirlenmiştir. Türkiye'ye gelecek olan gönüllüler, hazırlık aşamasında bazı elemelerden geçmiş ve bunların içinden 39 kişilik ilk gönüllü grubu, eylül ayının sonlarına doğru Türkiye'ye gelmişlerdir. Barış Gönüllüleri Türkiye Bürosu ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı arasında yapılan protokollere göre, 39 Barış Gönüllüsü'nden 31'inin İngilizce öğretmeni, kalan 8 gönüllünün ise Tarım Bakanlığı Mersin Bölge Müdürlüğü'nde tarım teknisyeni olarak çalışmalarına karar verilmiştir. (Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S. 56, Bahar 2015, s. 113-146)

1962 ile 1971 arasında Türkiye'de bulunan gönüllü sayısı; 1962 yılında 39, 1963 yılında 142, 1964 yılında 319, 1965 yılında 527, 1966 yılında 447, 1967 yılında 220, 1968 yılında 236, 1969 yılında 164, 1970 yılında 1 şeklinde olmuştur. 1971 yılında Barış Gönüllülerinin Türkiye'ye gelişleri son bulmuştur.

Anlaşmaya göre, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunmamaları gerekirken, bu bölgelerimize de gitmiş görüntüde sağlık, eğitim ve tarım konularında, perde arkasında da yıkıcı etki yapan veri toplama faaliyetleri yürütmüşlerdir. Topladıkları özellikle etnik, siylasi ve sosyolojik verilerle sonraki yıllarda Türkiye'ye yönelik yıkıcı çalışmaların altyapısını oluşturmuşlardır.

Bu çalışmalar sonrasında 1960'lı yılların sonunda ve sonrasında neler olduğunu hatırladığımızda, devletin temelini oyma ve kaos planlarında yardım ve destek kamuflajlı bu örgütün payı büyüktür.

Ektikleri nifak tohumları yıllarca Anadolu sosyolojisini birbirine düşürmede etkili olmuştur. Devlet otoritesi sarsılmış ve toplum merkezli kaos sürekli ajanlaştırılan kişiler üzerinden beslenmiştir. Yakın tarihe kadar bir daha dikiş tutmamız kolay olmamıştır. Ta ki 2015 teki terör saldırıları ve 2016'daki FETÖ eliyle gerçekleştirilen darbe ve işgal girişimine kadar... O tarihlerde dibe vurunca daha sonra Cumhur İttifakı'nı oluşturan ve bazı milli siyasetçilerin de desteklediği irade bu saldırılara dur demek için ortak mücadeleye girişti.

Ama o mücadele sırasında bile kolay yolu tercih edip FETÖ konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırma kolaycılığını seçenler oldu. Hatta organize suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma bulunan kişilerin videoları bile paylaşıldı, desteklendi.

Tescilli Türk-Türkiye düşmanlarının, yabancı istihbarat servislerinin aparatı olmuş bazıları firari FETÖ militanları olmak üzere sözde gazetecilerin mesajlarının altına like atıp galiz sözcükler döşenip paylaşmak, önüne arkasına bakmadan paylaşmak, ancak bilinç altı ele geçirilmiş ideolojik körlük içinde olanların davranış ve söylem biçimidir...

Özetle toplum sosyolojisi açısından yardım-destek adı altında yapılan faaliyetler Barış Gönüllüleri ile zirveye çıkmıştı. Çok çektik. Şimdilerde de yardım adı altında kurulan soygun sistemi AHBAP ile bu çalışmayı sürdürenlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti duvarına çarptığını söyleyebiliriz.

Esas mesele de bu. Söylediğimiz gibi emperyalist-siyonist sistemin istihbarat servisleri Barış Gönüllüleri gibi komplike örgütten AHBAP'a kadar düştüyse demek ki onların da gücü azalıyor. Duvardan duvara çarpmaya devam ediyorlar.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar