CEYHUN BOZKURT
ABD NEDEN ANLAŞMA İMZALADI?
21 Haziran 2026 Pazar, 14:10ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatın zorlu, kırılgan ve bir o kadar da İsrail-derin ABD provokasyonlarına açık 60 günlük süresi işliyor. Zorlu, kırılgan ve bir o kadar da provokasyonlara açık dememizin nedeni İsrail'in ABD'yi İran ile savaşta tutma eğilimi sürüyor. İsrail merkezli açıklamalar ve yayınlar, Tel Aviv'deki derin Siyonist yapılanmanın rahatsızlığını dile getiriyor.
Mutabakatın çok da kalıcı bir ateşkese dönüşeceği düşüncesinde değilim. Bunun birden fazla nedeni var.
İsrail ve ABD içindeki Siyonist kontrolündeki derin yapılanma, saldırılara başlarken temel hedefler olarak şunları belirlemişti:
- İran'da rejim değişikliği yapmak ve kendi kuklası bir yönetim oluşturmak.
- İran'ın nükleer kapasitesini imha etmek.
- İran'ın balistik füze kapasitesini ve kabiliyetini İsrail'e zarar vermeyecek hale getirmek.
- İran'ın bölge ülkelerdeki vekil güçleriyle bağını tamamen koparmak.
- Hürmüz Boğazı'nı tam kontrol altına almak.
- Kukla yönetim sayesinde İran'ın petrol üretimini ve satışını kontrol altına almak ve ABD şirketlerini İran'da etkin hale getirmek.
Yaklaşık 3000 bin yıllık bir devlet geleneği ve güçlü müttefik altyapısıyla İran büyük bir direnç gösterdi ve 28 Şubat'ta başlayan saldırılarda ABD-İsrail ikilisi hiçbir hedefine ulaşamadı.
Zaten İsrail, en başından söylediğimiz gibi, İran'ı ABD ile baş başa bırakarak Lübnan işgalini gerçekleştirmek ve Suriye'deki işgal alanlarını genişletmek istiyordu. 40 günlük savaşta da İsrail değil ABD öne çıktı ve neredeyse füze stoklarının yarısını harcadı. İran'ın da hamleleriyle ABD'nin tüm askeri karizması çizildi. Dünya ABD ile İran arasındaki şiddetli mücadeleye odaklanmışken, İsrail'deki soykırım yönetimi Lübnan'ın güneyini şu an tam işgal altına aldı desek yanılmış olmayız. Terörist İsrail saldırıları sonucunda Litani Nehri'nin güneyinde yaşayan 1 milyonun üstünde Lübnanlı, topraklarını, evlerini terk etmek zorunda kaldı. Onların boşalttıkları yerlerde şu an İsrail askerleri bulunuyor. 40 gün sonunda oluşan görüşme sürecinden en fazla İsrail rahatsız olmuştu.
İSRAİL VE DESTEKÇİLERİ MUTABAKATI BOZMAK İSTİYOR
Şimdi ise 60 günlük müzakere süreci ve bu süreçte bazı konularda mutabakat oluştu. Üzerinde mutabakata varılan 14 madde incelendiğinde İsrail'in talepleri yine devre dışı gibi.. Daha birinci maddede Lübnan ve İran dışındaki diğer topraklarda-cephelerde de savaşın durması, ateşkesin sağlanması öngörülüyor. İsrail bundan rahatsız. Lübnan'a ara ara saldırarak bölgenin, insanlığın başına bela olmaya devam ediyor. Terörist bir devletten zaten insani, diplomasiye uygun hareket etmesini beklemek zor. Ama artık ABD bile kontrol edemez halde. JD Vance bile çıkıp İsrail'i fırçalamak zorunda kalıyor. Ne kadar etkili olur, o ayrı konu. Çünkü ABD içindeki derin Siyonist yapılanma İsrail'le beraber hareket etmekte sınır tanımıyor. Bu yapılanma ABD içinde bırakın İsrail'e karşı durmayı, İsraille dengeli ilişki kurma taraftarlarını bile baskılıyor.
Bu nedenle inancımız, İsrail ve ABD içindeki Siyonist lobi her türlü provokasyon için zemin yokluyor.
60 günlük ateşkes bir anlamda Trump ve onun yanındaki önce Amerikacıların, Siyonist lobiyle de mücadele süreci olacak.
Bu süre, ek olarak Trump ve yönetimine bazı konulara yeniden eğilmesi zamanı kazandıracak. ABD'nin, artık birden fazla cephede askeri veya siyasi mücadele kapasitesi zayıflamış görünüyor. İran gibi güçlü bir devletle savaşında NATO içi çekişmeler, Avrupa'nın güvenlik mimarisi, Rusya-Ukrayna savaşı gibi konulara eğilemedi. 60 günlük süre, Trump ve yönetimine bu konulara eğilme zamanı da kazandıracak.
NATO'YU ASYA'YA SÜRME PLANI
Önümüzdeki ay NATO'nun, belki de tarihindeki en önemli zirve yapılacak. Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller, ABD'nin NATO'yu Asya'ya yöneltmeye yönelik bir planlama içinde olduğunu belirterek süreci NATO 3.0 olarak tanımlıyor. Güller, son yazısında şunları yazdı:
"ABD, NATO'yu dönüştürüyor. ABD, Avrupa'yı savunmayı birincil öncelik olmaktan çıkararak NATO'nun yönünü Asya'ya çeviriyor ve bunun için de alan kaydırıyor. NATO'nun alanı kaydığı için de Türkiye'nin kanat ülkesi olma özelliği değişiyor ve yeni süreçte Türkiye daha içeride bir pozisyona sahip oluyor."
Güller, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, "Eskiden kanat ülkesiydik. Artık merkez konumdayız" sözlerini de hatırlatıyor.
Yine Güller'in yazısında 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO liderler zirvesinde bu dönüşüm kesinleştirileceği belirtiliyor:
"Ankara zirvesinin hazırlığı için Brüksel'de toplanan NATO üyeleri savunma bakanları, NATO'nun dönüşümünde anlaştılar.
Daha doğrusu ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth bunu diğer üye ülkelerin savunma bakanlarına dikte etti ve yorumlarını bile almadan toplantıdan erken ayrılıp gitti. Arkasından açıklama yapan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Hegseth'in önerisinde üye ülke savunma bakanlarının hemfikir olduğunu söyledi.
Hegseth açık açık Avrupalıları "Kendi savunmanızı artık kendiniz üstleneceksiniz", "Gerekli harcamayı yapmazsanız katkımızı azaltırız", "NATO 3.0 dönüşümüne uyum sağlayacaksınız" diye uyardı."
AVRUPA KENDİ DERDİNE DÜŞMÜŞ DURUMDA
Ancak bir şerh koymam gerek.
Artık ne NATO'nun 1 ve 2'nci dönemindeki gücü var ne de rakipleri eskisinden daha zayıf... Zaten Atlantik cephesinin kendi iç kırılmaları da cabası... Batı Avrupalılar, Avrupa'nın ABD'den bağımsız bir güvenlik şemsiyesi oluşturabilmesi için kafa patlatıyor. Finlandiya'nın eski Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö tarafından hazırlanan raporda üç öneri yapılıyor. Bu önerilerin üçü de Avrupa'nın güvenliği merkezli ve hiçbirinde Türkiye merkezde yok. Elbette mevcut Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından bu ay başında yapılan açıklamada AB'nin genişlemesi gerektiğini belirterek, üye sayısının 40'a çıkarılması ve İngiltere, Kanada, Türkiye gibi ülkelerin potansiyel aday olarak değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Ancak bunda da Asya'ya yoğunlaşmak yerine Avrupa'nın Rusya'ya karşı güçlendirilmesi fikri merkezde yer alıyor. Yani burada da taarruz eden değil savunma pozisyonunda bir Avrupa fikri öne çıkıyor. Yani ABD'nin baskılamaları ne kadar sonuç verir, soru işareti...
Ek olarak Avrupa devletlerinin, Çin ile çok ciddi ekonomik ilişkileri mevcut. Rusya ile ekonomideki kırılmanın ne kadar olumsuz etkilediği hesaplanırsa, buna Çin'in eklemlenmesi, Avrupa ekonomilerini çökertebilir. Bunu da hiçbir Avrupa başkenti istemiyor.
Elbette ABD'nin bir Asya-Pasifik planı var. Bunun için Avrupa'yı, NATO'yu zorlayacak. Burada hemfikiriz. Hatta bunun için Asya'daki müttefiklerini bile savunma harcamalarını artırmaya yöneltiyor. Derin ABD CFR'deki bir analizde bunun gerçekleştirilmesi zor olarak değerlendiriliyor.
AVRUPA'YA YAPTIĞI ÇAĞRIYI ASYA'YA DA YAPTI: SAVUNMA PAYINI ARTIRIN
Mayıs 2026'da Singapur'da düzenlenen ve Asya'nın en önemli yıllık savunma forumu olan Shangri-La Diyaloğu'nda ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, herhangi bir Avrupalı savunma bakanının Trump dönemi NATO zirvesinden hatırlayacağı türden bir mesaj verdi ve "Amerika Birleşik Devletleri'nin zengin ülkelerin savunmasını sübvanse etme dönemi sona erdi" diye ilan etti: "Himaye altındaki ülkelere değil, ortaklara ihtiyacımız var. Bağımlılığa değil, ortak sorumluluğa dayalı ittifaklar arıyoruz."
Hegseth, ardından bir talimat(!) verdi: Her Asya-Pasifik müttefiki ve ortağı, GSYİH'lerinin yüzde 3,5'ini savunmaya harcamayı taahhüt etmeli.
Bu, Trump yönetiminin yıllardır Avrupa NATO üyelerine dayattığıyla aynı mantık. Ancak Asya, Avrupa değil. Bu talepleri karşılamanın önündeki ekonomik, siyasi ve stratejik engeller, Atlantik'in ötesine kıyasla Hint-Pasifik'te çok daha büyük; Washington'ın istediğini elde etme olasılığı çok daha düşük ve ABD'nin yaklaşımı Asya'daki istikrarsızlığı derinleştirme riski taşıyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü'ne göre, Singapur GSYİH'sinin yüzde 2,8'ini, Güney Kore yüzde 2,6'sını; Tayvan yüzde 2,1'ini; Avustralya yüzde 1,9'unu; Japonya yüzde 1,4'ünü ve Filipinler yüzde 1,3'ünü savunmaya ayırıyor.
Daha yoksul Güneydoğu Asya ülkeleri ise daha da az harcama yapıyor. Bu açığı yüzde 3,5'e, hatta yüzde 5'e kapatmak, birçok durumda Avrupa'daki muadillerine göre daha az varlıklı olan ve şu anda 2026 İran savaşından kaynaklanan ciddi mali şokları absorbe eden ekonomilerden tarihi bütçe artışları gerektirecektir. Yani mümkün görünmüyor.
Özetle ABD ciddi sorunlarla karşı karşıya.
Bir düzen kurmak istiyor, evet... Ancak bunu yapabilir mi? Çok zor.
Ama İran'la 60 günlük mutabakata dönecek olursak, ABD'nin İran'dan uzaklaşarak bunlara eğilmesini bekliyorum. Başarır mı? Yanıtı önceki satırlarda verdik gibi. Zor.
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
-
ÖZGÜR ÖZEL DE TÜM DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASINI SAVUNMUŞTU
22 Haziran 2026 Pazartesi, 08:52 -
AVRUPA TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİ SEVMEZ
19 Haziran 2026 Cuma, 12:05 -
CHP KULİSLERİ İLE BİSMİLLAH - DERVİŞOĞLU VE İMAMOĞLU ANLAŞTI
31 Mayıs 2026 Pazar, 01:52 -
CEYHUN BOZKURT ÇOK YAKINDA TİVİPORT'TA
25 Mayıs 2026 Pazartesi, 20:24